Nöral Terapi: Vücudun İyileşme Sistemini Yeniden Başlatan Tedavi
Modern yaşamın getirdiği stres, geçirilmiş hastalıklar, cerrahi operasyonlar veya travmalar, vücudumuzun sinir sisteminde (vejetatif sinir sistemi) farkında olmadığımız bozulmalara yol açabilir. Nöral terapi, bu bozulmaları tespit ederek vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını yeniden devreye sokan, bilimsel temelli bir regülasyon (düzenleme) tedavisidir. Bu yöntem, bedeni bir bütün olarak ele alır ve semptomları değil, sorunun kaynağını tedavi etmeyi hedefler.
Nöral Terapi Nedir?
Nöral terapi, otonom sinir sisteminin düzenlenmesi prensibine dayanan bir enjeksiyon tedavisidir. Tedavide, çok düşük konsantrasyonlarda (%0.5 veya %1) ve kısa etkili bir lokal anestezik olan Prokain (veya Lidokain) kullanılır. Buradaki amaç anestezi (uyuşturma) değildir; amaç, bu maddelerin sinir sistemi üzerindeki biyoelektriksel düzenleyici etkisinden faydalanmaktır.
Vücudumuzdaki her bir hücrenin bir elektriksel potansiyeli vardır. Hasar görmüş veya travmaya uğramış bir dokuda bu potansiyel bozulur. Nöral terapi, uygulandığı bölgedeki bu bozuk elektriksel potansiyeli düzelterek sinir sistemine “normalleşme” sinyali gönderir.
Nöral Terapi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?
Nöral terapinin etki mekanizması, onu çok geniş bir yelpazedeki sağlık sorunları için etkili bir tedavi seçeneği haline getirir:
- Ağrı Tedavisi: Migren, baş ağrıları, fibromiyalji, bel ve boyun fıtıkları, eklem ağrıları ve nevraljiler.
- Bozucu Alan Tespiti: Ameliyat izleri (skar dokuları), diş odakları veya geçirilmiş enfeksiyon bölgelerinin tedavisinde.
- Kronik Hastalıklar: Hormonal bozukluklar, tiroid problemleri, adet düzensizlikleri ve kronik yorgunluk sendromu.
- Dolaşım Bozuklukları: Kan dolaşımını düzenleyerek dokuların daha iyi oksijenlenmesini sağlar.
Bozucu Alan (Parazit Alan) Kavramı
Nöral terapinin temel taşlarından biri “bozucu alan” (interference field) kavramıdır. Vücudumuzdaki eski yara izleri (skar dokuları), ameliyat bölgeleri, kronik enfeksiyon odakları veya travma görmüş alanlar, otonom sinir sisteminde sürekli bir parazit sinyali oluşturabilir. Bu bozucu alanlar, vücudun başka bir noktasında, kendileriyle ilgisiz gibi görünen kronik ağrılara, migrene veya dolaşım bozukluklarına neden olabilir.
Nöral terapi, bu bozucu alanlara yapılan enjeksiyonlarla oradaki bio-elektriksel sorunu çözer. Bu “kısa devre” düzeldiğinde, otonom sinir sistemi üzerindeki baskı kalkar ve vücut genelinde bir iyileşme başlar.
Sık Sorulan Sorular
Hayır, nöral terapi enjeksiyonlarında kesinlikle kortizon bulunmaz. Tedavide kullanılan sıvı, çok düşük konsantrasyonda (%0.5 veya %1 gibi) seyreltilmiş lokal anestezik maddelerdir (çoğunlukla Procain veya Lidocain). Buradaki amaç, hastanın ağrısını "uyuşturmak" değil, bu lokal anesteziklerin hücre duvarındaki bio-elektriksel potansiyeli (iyileşme sinyalini) düzenleyici etkisini kullanmaktır.
Tedavide kullanılan iğneler çok ince uçlu insülin iğnelerine benzer. Enjeksiyonların çoğu cilt altına (yüzeysel olarak) yapılır. İşlem sırasında hissedilen acı, genellikle bir "sivrisinek ısırığı" veya çok hafif bir yanma hissinden öte değildir ve saniyeler içinde kaybolur. İşlem, hastalar tarafından oldukça iyi tolere edilir.
Nöral terapinin temel kavramlarından biridir. "Bozucu alan"; geçirilmiş bir ameliyat izi (sezaryen, apandisit vb.), yara izleri, kronik iltihap odağı (çürük diş kökü, kronik sinüzit gibi) veya eski bir travma bölgesinin, otonom sinir sisteminde sürekli bir "parazit" veya "kısa devre" sinyali yaratmasıdır.
Bu bozucu alan, kendisinden çok uzakta bir bölgede (örneğin, bir sezaryen izinin kronik migrene yol açması gibi) tedaviye dirençli ağrıların veya sorunların nedeni olabilir. Nöral terapi, bu "kısa devreyi" düzelterek sorunun kaynağından çözülmesini sağlar.
Nöral terapi, bu alanda eğitim almış uzman hekimler tarafından doğru teknikle uygulandığında son derece güvenli bir yöntemdir.
Kullanılan lokal anestezik (özellikle Procain) vücutta hızla parçalanır ve sistemik bir yük oluşturmaz.
Alerjik reaksiyon riski çok düşüktür (binde birin altında).
En sık görülen etki, enjeksiyon bölgesinde geçici, hafif bir kızarıklık veya küçük bir morarmadır.
Kullanılan lokal anesteziğe (Procain/Lidocain) karşı kanıtlanmış alerjisi olanlara,
Myastenia Gravis (ağır kas zayıflığı) hastalarına,
Aktif kan pıhtılaşma sorunu yaşayanlara veya kan sulandırıcıların yüksek dozda kullanıldığı durumlarda (dikkatli olunur),
Ciddi kalp yetmezliği veya kalp ritim bozukluğu olanlara uygulanması önerilmez.
Seans sayısı tamamen kişinin kronik rahatsızlığının düzeyine ve vücudun tedaviye verdiği yanıta bağlıdır. Genellikle tedavi haftada 1 veya 2 kez uygulanır. Toplam seans sayısı 3-5 seans ile 10-15 seans arasında değişebilir.
Etki bazen "şimşek fenomeni" (Blitzphänomen) olarak adlandırılan şekilde, doğru bozucu alan bulunduğunda anında ve çarpıcı bir iyileşme ile görülebilir. Diğer durumlarda ise iyileşme seanslar ilerledikçe kümülatif (birikerek) olarak artar.

